💧 Birçok insan şöyle düşünür: Sudaki mineraller ne kadar çoksa, o kadar sağlıklı. Fakat bu doğru değil.
Önemli olan miktar değil, form ve biyoyararlanılırlıktır. Sudaki mineraller çoğunlukla anorganik iyonlar olarak bulunur – genellikle zor çözünür ve sınırlı şekilde kullanılabilir.
🔗 PubMed – Su ve Gıdalardaki Minerallerin Biyoyararlanılırlığı.
Kaynak
Vücudun mineral tedariki esas olarak katı gıdalarla sağlanır. İçme suyu yalnızca küçük ölçüde buna katkı sağlar.
🔗 Alman Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü Raporu (2020)
Kaynak
Su'nun yapması gerekenler: kirleticilerden arındırılmış, hücre içine girebilen, kolay emililebilen.
🔬 Su Kalitesi Derneği (WQA), 2011 Teknik Raporu'nda açıkça belirtmiştir:
"Düşük TDS* değeri olan su (1-100 mg/l) sadece güvenli değildir, aynı zamanda ters osmoz veya distilasyon kullanılan ev sistemlerinde sıklıkla tercih edilir."
🔗 WQA Teknik Raporu: Düşük TDS Su
Kaynak
*TDS = „Total Dissolved Solids" – suda çözünen toplam madde miktarını gösteren değer. Birim: "ppm" parts per million anlamına gelir – Türkçe'de: milyonda parçalar.
1 ppm ≈ litre su başına 1 mg çözünen madde
⚖️ Düşük TDS'li su vücut için şu anlama gelir:
* düşük osmotik direnci
* daha hızlı hücresel emilimi
* böbrekler üzerinde daha az yükü
🔗 Farelerde Su Alımı ve Minerallerin Biyoyararlanılırlığı (2023) Kaynak
🔗 ABD'deki Okul Çağı Çocuklarında Hücresel Hidratasyonun Durumu (2023) Kaynak
👉 Dolayısıyla mesaj şu:
Günlük yaşamda – yani aşırı terleme olmadan – sert suya değil, hafif, temiz, az mineralli suya ihtiyacın var.
Buradan Bölüm 2'ye gidebilirsiniz: ➡️